Ana içeriğe atla

Borsada şaşırtan tablo: Diş macunu şirketleri teknoloji devlerinden daha pahalı

ABD borsalarında yatırımcıların teknoloji hisselerinden temel tüketim şirketlerine yönelmesi, sektörlerin değerlemelerinde dikkat çekici bir tablo ortaya çıkardı. S&P 500'de gıda, deterjan ve diş macunu gibi günlük ihtiyaç ürünleri satan şirketlerin ileriye dönük fiyat/kazanç oranı 23,8'e yükselirken teknoloji sektöründe bu oran 19,8'e geriledi.

Wall Street'te yapay zekâ yatırımlarının geleceğine ilişkin belirsizlikler, yatırımcıların sektör tercihlerinde değişime neden oldu.

MarketWatch'un 20 Ekim'de yayımladığı analize göre teknoloji hisselerindeki satışlar sürerken yatırımcılar temel tüketim ürünleri üreten ve satan şirketlere daha fazla ilgi göstermeye başladı.

Bu yönelim sonucunda geleneksel olarak daha düşük büyüme beklentileriyle işlem gören temel tüketim sektörü, fiyat/kazanç oranı bakımından teknoloji sektörünü geride bıraktı.

TEMEL TÜKETİMDE FİYAT/KAZANÇ ORANI 23,8

S&P 500 endeksinde temel tüketim ürünleri sektörünün ileriye dönük fiyat/kazanç oranı 23,8 seviyesine ulaştı.

Aynı gösterge teknoloji şirketlerinde 19,8 olarak hesaplandı.

İleriye dönük fiyat/kazanç oranı, şirket hisselerinin piyasa fiyatını analistlerin gelecek 12 aya ilişkin tahmini kârlarıyla karşılaştırıyor.

Bu nedenle temel tüketim sektörünün fiyat/kazanç oranının daha yüksek olması, sektörün toplam piyasa değerinin teknoloji şirketlerinden büyük olduğu anlamına gelmiyor.

İKİ SEKTÖRÜN DEĞERLEME KARŞILAŞTIRMASI

Sektörİleriye dönük F/K
Temel tüketim ürünleri23,8
Teknoloji19,8

Veriler S&P 500 endeksindeki sektörlerin beklenen kârlarına dayalı değerleme çarpanlarını gösteriyor.

TÜKETİM ŞİRKETLERİ EKİM AYINDA YAKLAŞIK YÜZDE 9 YÜKSELDİ

MarketWatch'un aktardığı verilere göre temel tüketim sektörü, ekim ayında yaklaşık yüzde 9 değer kazandı.

Aynı dönemde teknoloji sektörü yaklaşık yüzde 3,8 gerilerken S&P 500 endeksindeki yükseliş yüzde 1'in altında kaldı.

Bu farklılaşma, yatırımcıların teknoloji şirketlerinden gıda ve kişisel bakım gibi günlük ihtiyaç alanlarında faaliyet gösteren şirketlere yöneldiği dönemde gerçekleşti.

COLGATE, WALMART VE COSTCO ÖNE ÇIKIYOR

ABD'de temel tüketim sektörünün önde gelen şirketleri arasında Colgate-Palmolive, Walmart ve Costco bulunuyor.

Colgate-Palmolive diş macunu, kişisel bakım ve temizlik ürünleri üretirken Walmart ve Costco gıda ve günlük ihtiyaç ürünlerinin perakende satışında faaliyet gösteriyor.

Bu şirketlerin ürünlerine yönelik talep, ekonomik büyümenin yavaşladığı dönemlerde de devam edebiliyor.

MarketWatch'un analizinde, yatırımcıların teknoloji şirketlerindeki yüksek sermaye harcamalarına ilişkin endişeleri nedeniyle temel tüketim sektörüne yöneldiği belirtiliyor.

YAPAY ZEKÂ HARCAMALARI TEKNOLOJİ HİSSELERİNİ ETKİLİYOR

ABD'nin büyük teknoloji şirketleri, yapay zekâ altyapısı için veri merkezleri, işlemciler ve enerji projelerine yüksek tutarlarda yatırım yapıyor.

Bu yatırımların finansman maliyetleri ve kârlılığa ne zaman yansıyacağı konusundaki belirsizlikler, teknoloji hisselerinin değerlemelerinde etkili oluyor.

Temel tüketim şirketleri ise daha düzenli satış ve nakit akışı beklentileri nedeniyle yatırımcıların ilgisini çekiyor.

YÜKSEK FİYAT/KAZANÇ ORANI NE ANLAMA GELİYOR?

Fiyat/kazanç oranı, bir şirketin veya sektörün beklenen kârına göre piyasada kaç kat değerlemeyle işlem gördüğünü gösteriyor.

Örneğin ileriye dönük fiyat/kazanç oranının 23,8 olması, yatırımcıların gelecek 12 ay için tahmin edilen her 1 dolarlık kâra karşılık yaklaşık 23,8 dolarlık piyasa değeri biçtiği anlamına geliyor.

Bu gösterge, ürün fiyatlarının veya şirketlerin toplam piyasa değerlerinin birbirinden yüksek olduğunu tek başına ortaya koymuyor.

YATIRIMCILARIN TERCİHLERİ DEĞİŞİYOR

Nationwide Investment Management'tan Mark Hackett, temel tüketim sektöründeki yükselişin tüketici talebinde ani bir güçlenmeden çok yatırımcıların daha istikrarlı şirketlere yönelmesiyle ilişkili olduğunu değerlendirdi.

Analistler, geleneksel olarak savunmacı kabul edilen sektörlerde yükselen değerleme çarpanlarının, şirket kârlarının beklentilerin altında kalması durumunda yeni riskler oluşturabileceğine dikkat çekiyor.