Küresel endeks sağlayıcısı MSCI, Türk hisse senetlerine yönelik belirli endeks değişikliklerini ikinci bir duyuruya kadar dondurma kararı aldı. Kuruluş, fonlar üzerinden gerçekleştirildiğinden şüphelenilen koordineli işlemlere ve halka açıklık oranlarının güvenilirliğine dikkat çekti. MSCI, Haziran 2027'ye kadar yeterli ilerleme sağlanamaması halinde Türkiye'nin gelişmekte olan piyasa statüsünün yeniden değerlendirilebileceğini açıkladı.
Uluslararası yatırım kuruluşlarının yakından takip ettiği endeksleri hazırlayan MSCI, 15 Ekim 2026 tarihinde Türkiye piyasasına ilişkin yeni tedbirlerini duyurdu. New York'tan yapılan açıklamada, Türk şirketlerinin hisse senetlerini kapsayan bazı endeks değişikliklerinin derhal geçerli olmak üzere ve ikinci bir duyuruya kadar dondurulacağı belirtildi.
Kararın gerekçesi olarak Türkiye'deki bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle yakın ilişkili yatırım fonları üzerinden gerçekleştirildiği öne sürülen koordineli alım satım işlemleri gösterildi.
MSCI, bu işlemlerin şirketlerin fiili dolaşımdaki pay oranlarının doğru hesaplanmasını güçleştirdiğini ve piyasa bütünlüğüne ilişkin ciddi soru işaretleri yarattığını bildirdi.
MSCI HANGİ İŞLEMLERİ DONDURDU?
MSCI'nin aldığı karar, Türkiye'deki bütün hisse senetlerinin alım satımının durdurulması anlamına gelmiyor. Dondurma kararı, endeks gözden geçirmeleri ve şirket işlemleri sonucunda yapılacak belirli değişiklikleri kapsıyor.
Yeni düzenlemeyle birlikte şu işlemler ikinci bir duyuruya kadar uygulanmayacak:
- Yabancı yatırımcıların endeks hesaplamalarına dahil edilebilecek pay oranlarını gösteren Foreign Inclusion Factor (FIF) değerlerindeki artışlar.
- Endeks hesaplamalarında kullanılan hisse sayısını ifade eden Number of Shares (NOS) değerlerindeki artışlar.
- MSCI Turkey Investable Market Index (IMI) kapsamına yeni hisse senetlerinin eklenmesi.
- Şirketlerin piyasa değeri büyüklüğüne göre sınıflandırıldığı endekslerde daha üst segmentlere geçişleri.
Böylece MSCI, Türkiye piyasasında belirli endeks kapsamı ve ağırlık artırıcı işlemleri geçici olarak askıya almış oldu.
KOORDİNELİ İŞLEM VE FON SAHİPLİĞİ ENDİŞESİ
MSCI, 2026 Piyasa Sınıflandırma İncelemesi sırasında uluslararası kurumsal yatırımcıların Türk hisse senedi piyasasına yönelik ciddi endişelerini gündeme getirmişti.
Bu endişelerin merkezinde, bazı küçük ölçekli halka açık şirketlerle bağlantılı fonların hisse sahipliği yapısı ve bu fonlar aracılığıyla gerçekleştirildiğinden şüphelenilen koordineli işlemler bulunuyor.
Kuruluş, yatırım fonlarının elindeki payların hangi koşullarda fiili dolaşıma dahil edilmesi gerektiği konusunda daha güvenilir ve şeffaf bir hesaplama sistemi oluşturulmasını istiyor.
Özellikle şirketlerin gerçek faydalanıcı sahiplerinin belirlenmesi, koordineli işlemlerin denetlenmesi ve halka açıklık oranlarının bağımsız biçimde doğrulanması MSCI'nin temel talepleri arasında yer alıyor.
TÜRKİYE'NİN ATTIĞI ADIMLAR YETERLİ BULUNDU MU?
MSCI açıklamasında, Türk yetkililerin son dönemde bazı düzenlemeleri uygulamaya koyduğuna da yer verildi.
Bu kapsamda, gerçek faydalanıcı sahibi fiili dolaşım hesaplamasından zaten hariç tutulan fon paylarının da fiili dolaşım dışında bırakılmasını sağlayan bir çerçeve oluşturulduğu belirtildi.
Ancak MSCI, söz konusu düzenlemelerin henüz başlangıç niteliğinde olduğunu vurguladı.
Kuruluş, uluslararası yatırımcıların yalnızca yeni kuralların açıklanmasını değil, koordineli işlemlere karşı güvenilir ve sürekli denetim ile yaptırımların uygulanmasını beklediğini bildirdi.
Ayrıca yapılan değişikliklerin piyasanın tamamında tutarlı biçimde uygulanması ve yatırımcıların fiili dolaşım oranlarını bağımsız kaynaklarla doğrulayabilmesi gerektiği ifade edildi.
HAZİRAN 2027'YE KADAR İLERLEME SAĞLANMAZSA NE OLACAK?
MSCI'nin açıklamasındaki en dikkat çekici bölüm, Türkiye'nin uluslararası piyasa sınıflandırmasına ilişkin uyarı oldu.
Kuruluş, Haziran 2027'ye kadar yeterli ve somut ilerleme görülmemesi halinde Türkiye endekslerine yönelik ilave tedbirleri değerlendireceğini duyurdu.
Bu tedbirler arasında, MSCI Türkiye endekslerinin mevcut Gelişmekte Olan Piyasa (Emerging Market) statüsünden Sınır Piyasası (Frontier Market) veya Bağımsız Piyasa (Standalone Market) statüsüne yeniden sınıflandırılması ihtimaline yönelik bir istişare sürecinin başlatılması da bulunuyor.
MSCI, Türkiye'nin durumunun 2027 Yıllık Piyasa Sınıflandırma İncelemesi kapsamında yeniden değerlendirileceğini açıkladı.
Bu açıklama, Türkiye'nin mevcut kategorisinden çıkarıldığı anlamına gelmiyor. Yeniden sınıflandırma için henüz alınmış bir karar bulunmuyor.
MSCI'NİN TÜRKİYE'DEN DÖRT TEMEL BEKLENTİSİ
MSCI, Türk hisse senedi piyasasının uluslararası yatırımcılar açısından güvenilirliğinin güçlendirilmesi için dört temel alanda ilerleme bekliyor.
- Gerçek faydalanıcı sahiplik bilgilerinin ayrıntılı ve zamanında kamuoyuna açıklanması.
- Koordineli alım satım işlemlerine karşı güçlü denetim ve etkili yaptırımlar uygulanması.
- Fiili dolaşımı yapısal olarak bozulmuş hisse senetlerinin belirlenmesi ve değerlendirilmesi için şeffaf, kurallara dayalı bir sistem oluşturulması.
- Yeni düzenlemelerin tüm piyasada tutarlı biçimde uygulanması ve fiili dolaşım verilerinin bağımsız doğrulamaya açık olması.
MSCI DAHA ÖNCE DE TÜRKİYE'Yİ UYARMIŞTI
MSCI, 23 Haziran 2026 tarihinde açıkladığı yıllık piyasa sınıflandırma incelemesinde de Türkiye'deki hissedarlık şeffaflığına ve koordineli işlemlere ilişkin endişeleri gündeme getirmişti.
O dönemde, Kasım 2026 endeks incelemesine kadar yeterli ilerleme görülmemesi halinde Türkiye piyasasına ilişkin bir istişare sürecinin başlatılabileceği belirtilmişti.
15 Ekim tarihli yeni kararla birlikte MSCI, Türkiye'ye yönelik belirli endeks değişikliklerini fiilen dondururken piyasa sınıflandırması konusunda Haziran 2027'yi yeni değerlendirme eşiği olarak belirledi.
Kuruluş, düzenleyici değişikliklerin ve uygulanan yaptırımların etkinliğini yakından izleyeceğini, Türk hisse senedi piyasasının işleyişi konusunda piyasa katılımcılarından görüş almaya devam edeceğini bildirdi.
