Dünyanın en zengin aileleri, enflasyon ve piyasa dalgalanmalarına karşı yatırımlarını çeşitlendiriyor. BNY Wealth'in 290 aile ofisiyle gerçekleştirdiği araştırmaya göre lüks saatler, mücevherler, sanat eserleri ve koleksiyonluk içkilere ilgi artıyor. Ancak araştırmalar, bu varlıkların enflasyona karşı her zaman koruma sağlamadığını ortaya koyuyor.
Küresel servet yönetim şirketi BNY Wealth, en az 250 milyon dolarlık yatırım yapılabilir varlığa sahip ailelerin servetlerini yöneten 290 tek aile ofisindeki yatırım karar vericileriyle gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarını açıkladı. Katılımcıların yaklaşık yarısı 1 milyar doların üzerinde varlığı yönetiyor.
Araştırmaya göre aile ofislerinin yaklaşık üçte ikisi, genel yatırım portföyleriyle doğrudan ilişkili olmayan varlıkları da bünyesinde bulunduruyor. Bu oran, geçen yılın neredeyse iki katına ulaştı.
Lüks saatler, değerli mücevherler, sanat eserleri, koleksiyonluk içkiler, spor takımları ve müzik hakları gibi alternatif varlıklara yatırım yapan aile ofislerinin sayısında artış kaydedildi.
ENFLASYON ENDİŞESİ LÜKS YATIRIMLARA YÖNELTİYOR
BNY Wealth'in raporu, lüks varlıklara yönelik artan ilginin bu yatırımların enflasyona karşı koruma sağlayabileceği beklentisiyle bağlantılı olabileceğine işaret ediyor.
Araştırmaya katılan aile ofisleri, önümüzdeki beş yıl açısından en büyük riskler arasında enflasyonu ve merkez bankalarının olası politika hatalarını ilk sıraya yerleştirdi.
BNY Wealth Uluslararası Piyasalar ve Aile Ofisi Başkanı Chuck Long, özellikle spor ve medya haklarının fiyatlandırma esnekliği ve düzenli nakit akışları sayesinde enflasyona karşı koruma sağlayabileceğini belirtti.
Bununla birlikte araştırmada yıllık bazda en hızlı büyüyen lüks yatırım kategorileri, düzenli gelir yaratan varlıklar olmadı. Saatler, değerli mücevherler, sanat eserleri ve koleksiyonluk içkiler gibi fiziksel varlıklar daha fazla ilgi gördü.
Bu yönüyle lüks bir Patek Philippe saatine yatırım yapmak, altın satın almaya benzer bir yaklaşımı yansıtıyor. Her iki varlık da piyasa oynaklığı, jeopolitik gerilimler ve yükselen enflasyon karşısında değerini koruması beklenen fiziksel yatırımlar arasında değerlendiriliyor.
LÜKS SAATLER YÜKSELİRKEN ŞARAP FİYATLARI GERİLEDİ
Lüks varlıkların son dönemdeki performansı ise farklı kategoriler arasında belirgin ayrışmalara işaret ediyor.
Gayrimenkul danışmanlık şirketi Knight Frank'in 10 koleksiyon kategorisini takip eden Lüks Yatırım Endeksi, 2023 ve 2024 yıllarında birçok varlık grubunda yaşanan düşüşlerin ardından 2025'te yalnızca yüzde 0,4 geriledi.
Büyük müzayede evlerindeki güzel sanatlar satışları ise 2025 yılında yüzde 11 arttı. Bu yükselişte, Gustav Klimt'in "Bildnis Elisabeth Lederer" adlı eserinin kasım ayında Sotheby's müzayedesinde 236,4 milyon dolara satılması etkili oldu.
İkinci el lüks saat piyasasında fiyatlar yüzde 5,1 yükseldi. Patek Philippe saatlerinin fiyatları yüzde 12,1, Rolex saatlerinin fiyatları ise yüzde 4,6 arttı.
Öte yandan koleksiyonluk şarap fiyatları, ABD'nin uyguladığı tarifelerin talebi olumsuz etkilemesiyle 2025 yılında yüzde 2,5 geriledi. Böylece fiyatlar 2022'de ulaştıkları zirvenin yaklaşık yüzde 25 altında kaldı.
LÜKS VARLIKLAR ENFLASYONA KARŞI GERÇEKTEN KORUYOR MU?
Lüks ürünlerin yatırım performansına ilişkin akademik araştırmalar, enflasyona karşı koruma konusunda farklı sonuçlar ortaya koyuyor.
Duke Üniversitesi'nden Campbell Harvey ve Man Group araştırmacılarının 2021 yılında yayımladığı çalışma, İkinci Dünya Savaşı'ndan 2008 küresel finans krizi öncesine kadar ABD'de yaşanan sekiz yüksek enflasyon dönemini inceledi.
Araştırmaya göre bu dönemlerde sanat eserleri yıllık ortalama yüzde 7, şarap yüzde 5 ve posta pulları yüzde 9 oranında enflasyonun üzerinde getiri sağladı.
Ancak 2025 yılında Applied Economics dergisinde yayımlanan başka bir çalışma, sanat yatırımlarının uzun vadede Fransa'da enflasyona karşı koruma sağladığını, ABD ve İngiltere'de ise aynı sonucun görülmediğini ortaya koydu.
Credit Suisse ve Deloitte Private tarafından 2022 yılında hazırlanan araştırma da lüks varlıkların performansının ürün kategorilerine göre önemli farklılıklar gösterdiğini belirledi.
Araştırmada Chanel çantaları, geleneksel Çin sanat eserleri ve saatlerin yüksek enflasyon dönemlerinde daha iyi performans gösterdiği; koleksiyonluk şaraplar, modern ve çağdaş sanat eserleri ile Amerikan ve Latin Amerika sanatının ise bu dönemlerde olumsuz etkilendiği tespit edildi.
LÜKS ÜRÜN PAZARINDA MİLYARLARCA DOLARLIK SATIŞ
Yatırım performansına ilişkin farklı bulgulara rağmen lüks varlık piyasasındaki hareketlilik sürüyor.
Sotheby's, 2026 yılının ilk yarısında 4,4 milyar dolarlık rekor satış gerçekleştirdiğini açıkladı. Bu tutar, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 58 artışa karşılık geliyor.
Varlıklı tüketicilerin, özellikle renkli değerli taşlar olmak üzere mücevherleri giderek daha fazla yatırım amacıyla satın aldığı da belirtiliyor.
YAPAY ZEKÂ HÂLÂ EN GÖZDE YATIRIM TEMASI
Lüks varlıklara artan ilgi, dünyanın en zengin ailelerinin teknoloji yatırımlarından uzaklaştığı anlamına gelmiyor.
BNY Wealth'in araştırmasına göre yapay zekâ, üst üste üçüncü yılda da gelecek beş yılın en cazip yatırım teması olarak ilk sırada yer aldı.
Katılımcıların yüzde 68'i yapay zekâyı en dikkat çekici yatırım alanı olarak gösterdi.
Ünlü girişim sermayesi yatırımcısı Marc Andreessen, geçen yıl yaptığı değerlendirmede, yatırım yapılacak şirketleri seçmenin soyut becerilere dayanması nedeniyle girişim sermayeciliğinin yapay zekâdan etkilenmeyecek az sayıdaki meslekten biri olabileceğini savunmuştu.
Y Combinator'ın kurucu ortaklarından Paul Graham da şubat ayında yaptığı açıklamada, yapay zekâ çağında zevkin ve doğru seçim yapabilmenin öneminin artacağını belirtmişti.
Lüks yatırım piyasasında da varlıkların değerini belirleyen unsurlar arasında yalnızca fiyat ya da marka değil, koleksiyoncuların tercihleri öne çıkıyor.
SANAT PİYASASINDA ZENGİNLİK VE STATÜ ETKİSİ
Lüks varlıklar arasında sanat eserleri, ekonomik değer ile kişisel beğeni ve toplumsal statü arasındaki ilişkiyi en belirgin biçimde yansıtan kategorilerden biri olarak görülüyor.
Ekonomist Benjamin Mandel, 2009 yılında American Economic Review'da yayımlanan çalışmasında, sanat eserlerinin hisse senetleri veya diğer geleneksel yatırımlarla aynı yöntemlerle değerlendirilemeyeceğini savundu.
Mandel'e göre bir sanat eserinin sahibine sağladığı fayda yalnızca estetik hazdan oluşmuyor. Eser aynı zamanda sahibinin servetini ve toplumsal konumunu gösteren bir işlev üstleniyor.
Bu yaklaşım, ekonomist ve sosyolog Thorstein Veblen'in "gösterişçi tüketim" kavramıyla da örtüşüyor. Bir sanat eserinin yüksek fiyatı, bazı alıcılar açısından onun çekiciliğini artıran unsurlardan biri olabiliyor.
William Goetzmann, Luc Renneboog ve Christophe Spaenjers'in 2011 yılında yayımlanan araştırması da en yüksek gelir gruplarının kazançlarıyla sanat fiyatları arasında uzun vadeli bir ilişki bulunduğunu ortaya koydu.
Araştırmacılara göre üst segment sanat piyasasındaki fiyatlar, genel tüketicinin alım gücünden çok en zengin kesimin harcama kapasitesiyle bağlantılı.
GELİR EŞİTSİZLİĞİ LÜKS TÜKETİMİ DESTEKLİYOR
Lüks varlık piyasasındaki gelişmeler, ekonomide farklı gelir gruplarının birbirinden ayrışan performansını ifade eden "K şeklindeki ekonomi" tartışmalarıyla da ilişkilendiriliyor.
Bu ekonomik yapıda yüksek gelirli hanelerin kazançları ve harcamaları artarken düşük gelirli kesimler daha sınırlı bir büyüme yaşayabiliyor.
New York Fed araştırmasına göre yıllık geliri 125 bin doların üzerinde olan hanelerin reel harcamaları Mart 2026'ya kadar kümülatif olarak yaklaşık yüzde 7,6 arttı. Yıllık geliri 40 bin doların altında olan hanelerde ise artış yüzde 1'in biraz üzerinde kaldı.
Bununla birlikte Minneapolis Fed bünyesindeki bazı ekonomistler, mevcut verilerin bu ayrışmayı kesin biçimde ortaya koymadığını savunuyor.
Sanat eserleri, lüks saatler ve değerli mücevherlerin ekonomik değeri, bu varlıkların nadirliği ve yatırım özelliklerinin yanında, sahiplerinin servetini görünür kılabilmesiyle de bağlantılı.
Pop art sanatçısı Andy Warhol da 1975 yılında yayımlanan "The Philosophy of Andy Warhol" adlı kitabında, pahalı bir tablo satın almak yerine aynı miktarda paranın duvara asılabileceğini söyleyerek sanat, para ve gösteriş arasındaki ilişkiye dikkat çekmişti.
