Ana içeriğe atla

Yapay zekâ devrimi, parasını kazanabilecek mi?

Dünya teknoloji tarihinin en büyük yatırım yarışlarından birine girdi. Veri merkezlerinden çiplere, elektrik şebekelerinden yeni enerji santrallerine kadar yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Şimdi cevaplanması gereken soru yapay zekânın dünyayı değiştirip değiştirmeyeceği değil; yapılan dev yatırımların parasını çıkarıp çıkaramayacağı.

yapay zeka

Yapay zekânın dünyayı değiştireceğine inanmak ile yapay zekâya yatırılan her doların iyi bir yatırım olduğuna inanmak aynı şey değil.

Bence önümüzdeki birkaç yılın en önemli ekonomik tartışmalarından biri bu cümlenin etrafında dönecek.

Çünkü teknoloji dünyasında artık yalnızca yeni modellerin, daha güçlü çiplerin ya da daha akıllı yapay zekâ ajanlarının yarışını izlemiyoruz.

Arka planda çok daha büyük bir yarış var.

Para yarışı.

Reuters'ın aktardığı PwC tahminine göre yapay zekâ için küresel ölçekte yapılacak yatırımlar 2050'ye kadar 30 trilyon doları aşabilir. Bunun çok büyük bölümü veri merkezleri ve bunları besleyecek altyapı için harcanacak.

Bain & Company'nin hesabı ise tartışmanın diğer tarafını gösteriyor.

Danışmanlık şirketine göre bugün planlanan yapay zekâ altyapısının ekonomik olarak karşılığını verebilmesi için sektörün önümüzdeki beş yıl içerisinde 4,2 trilyon doların üzerinde yeni gelir yaratması gerekiyor.

4,2 trilyon dolar.

Bugün yapay zekâ ekonomisine ilişkin konuşurken benim en fazla dikkatimi çeken rakam bu.

ARTIK TEKNOLOJİ YARIŞINDAN DAHA BÜYÜK BİR ŞEYDEN SÖZ EDİYORUZ

Microsoft veri merkezi kuruyor.

Amazon kuruyor.

Google kuruyor.

Meta kuruyor.

OpenAI ve Anthropic gibi şirketler önümüzdeki yılların hesaplama kapasitesini garanti altına almak için dev anlaşmalar yapıyor.

Nvidia'nın ürettiği çipler bu sistemin merkezine yerleşmiş durumda.

Ancak yapay zekânın ihtiyaç duyduğu şey yalnızca çip değil.

Elektrik gerekiyor. Soğutma gerekiyor. Su gerekiyor. Fiber bağlantılar gerekiyor. Arazi gerekiyor. Transformatör gerekiyor. Yeni enerji üretim kapasitesi gerekiyor.

Yani bir yapay zekâ modeli ekranda birkaç saniye içerisinde size cevap verirken arka planda giderek büyüyen fiziksel bir ekonomi çalışıyor.

Bu nedenle AI yatırımlarını artık yalnızca teknoloji şirketlerinin yatırım harcamaları olarak değerlendirmek eksik kalıyor.

Yapay zekâ, elektrikten inşaata, yarı iletkenden finansmana kadar ekonominin çok geniş bir bölümünü kendisine doğru çekiyor.

Goldman Sachs'ın Reuters tarafından aktarılan tahminine göre yalnızca ABD'deki büyük bulut şirketlerinin yapay zekâ ve ilgili altyapı harcamaları 2027'ye kadar 1,1 trilyon dolara ulaşabilir.

Bunun ölçüsü gerçekten sıra dışı.

PEKİ BU PARAYI KİM ÖDEYECEK?

Teknoloji dünyasının çok sevdiği bir soru vardır:

“Bu teknoloji ne kadar büyüyebilir?”

Fakat finans dünyasının başka bir sorusu vardır:

“Bu yatırım nasıl para kazanacak?”

Şimdi ikinci soru giderek daha önemli hale geliyor.

Şirketlerin yapay zekâ modellerini kullanmak için ödediği abonelik ücretleri var.

Yazılım şirketlerinin AI özelliklerinden kazandığı ek gelirler var.

Reklamcılıkta, kodlamada, müşteri hizmetlerinde, araştırmada ve içerik üretiminde ortaya çıkan yeni pazarlar var.

Fakat karşı tarafta veri merkezlerinden enerji altyapısına kadar inanılmaz büyüklükte bir yatırım faturası bulunuyor.

Bain'in 4,2 trilyon dolarlık hesabını önemli yapan da bu.

Soru artık insanların ChatGPT kullanıp kullanmayacağı değil.

Kullanacaklar.

Şirketlerin yapay zekâ kullanıp kullanmayacağı da değil.

Onlar da kullanacaklar.

Asıl soru, kullanımın yaratacağı ekonomik değerin bu devasa sermaye harcamasını karşılayacak kadar büyük olup olmayacağı.

İNTERNET BİZE BİR ŞEY ÖĞRETTİ

Burada ekonomi tarihinin çok önemli bir ayrımını hatırlamak gerekiyor.

Bir teknolojinin dünyayı değiştirmesi, o teknolojiye yatırım yapan herkesin para kazanacağı anlamına gelmez.

İnternet bunun en iyi örneklerinden biri.

1990'ların sonunda internet konusunda iyimser olanlar aslında büyük ölçüde haklıydı.

İnternet gerçekten dünyayı değiştirdi.

Ticareti değiştirdi. Medyayı değiştirdi. Bankacılığı değiştirdi. İletişimi değiştirdi. Reklamcılığı değiştirdi.

Fakat internetin dünyayı değiştireceğini doğru tahmin etmek, 1999 yılında satın alınan her internet şirketinin iyi yatırım olduğu anlamına gelmedi.

Binlerce şirket ortadan kayboldu.

Milyarlarca dolarlık sermaye yok oldu.

Altyapının önemli bölümü ise kaldı.

Fiber kablolar kaldı. Veri merkezleri kaldı. İnternet altyapısı kaldı.

Sonraki kuşağın dev şirketleri büyük ölçüde bu altyapının üzerinde yükseldi.

Yapay zekâ konusunda da benzer bir ayrım yapmak gerekebilir.

AI devrimi gerçek olabilir.

Ama bugün yapılan yatırımların tamamının ekonomik olarak başarılı olması gerekmiyor.

DEMİRYOLLARINDA DA AYNI ŞEY YAŞANDI

Aslında bu hikâye internetten çok daha eski.

19'uncu yüzyıldaki demiryolu yatırımlarına bakın.

Demiryolları ekonomileri dönüştürdü. Şehirleri birbirine bağladı. Nakliye maliyetlerini düşürdü. Yeni ticaret merkezleri yarattı.

Fakat demiryolu yatırımlarının tarihinde iflaslar, spekülasyonlar ve büyük sermaye kayıpları da vardı.

Toplum açısından inanılmaz derecede değerli bir altyapı ortaya çıkarken yatırımcı açısından sonuç her zaman aynı derecede parlak olmadı.

Bu ayrım bugün yeniden karşımızda.

Yapay zekânın verimliliği artırması mümkün.

Yeni şirketler yaratması mümkün.

Bugün var olmayan meslekler oluşturması mümkün.

Sağlıktan eğitime, finanstan sanayiye kadar çok büyük bir ekonomik dönüşüm yaratması da mümkün.

Fakat bütün bunların doğru olması, bugünkü fiyatlardan yapılan her veri merkezi yatırımının veya her AI şirketi değerlemesinin doğru olduğu anlamına gelmez.

YAPAY ZEKÂNIN EN BÜYÜK SINAVI VERİMLİLİK OLACAK

Sonunda bütün tartışma tek bir noktaya geliyor:

Verimlilik.

Eğer yapay zekâ bir çalışanın bir günde yaptığı işi birkaç saatte yapmasını sağlıyorsa ekonomik değer yaratıyor.

Bir fabrikanın üretimini artırıyor, bir şirketin maliyetini düşürüyor veya daha önce mümkün olmayan bir ürünü ortaya çıkarıyorsa ekonomik değer yaratıyor.

Fakat şirketler milyarlarca dolar harcayıp sonunda yalnızca daha hızlı e-posta yazıyorsa matematik değişiyor.

AI ekonomisinin önümüzdeki yıllardaki gerçek sınavı yeni modellerin ne kadar etkileyici olduğu değil, bu modellerin ekonomide ölçülebilir bir verimlilik artışı yaratıp yaratmayacağı olacak.

Çünkü yatırım faturası bugünden ödeniyor.

Verimlilik kazancının ise gelecekte gelmesi bekleniyor.

Finans dünyasında bu iki tarih arasındaki mesafe önemlidir.

PARA BOL OLSAYDI TARTIŞMA DAHA KOLAYDI

Üstelik bu yatırım dalgası sıfır faiz döneminde yaşanmıyor.

Dünyanın en büyük ekonomilerinde uzun vadeli borçlanma maliyetleri yıllardır görülmeyen seviyelerde.

Dolayısıyla yapay zekâ yatırımlarının sermaye maliyeti de yükseliyor.

Bir veri merkezinin ekonomik olması için artık yalnızca gelir üretmesi yetmiyor; o gelirin kullanılan sermayenin maliyetini de aşması gerekiyor.

Bu nedenle AI yarışının finansman tarafı giderek daha dikkat çekici hale geliyor.

Reuters'ın son günlerde aktardığı işlemler, bazı büyük yapay zekâ altyapı projelerinde şirketlerin klasik bilanço finansmanının dışına çıkarak tahvil, özel finansman ve farklı ortaklık modellerine yöneldiğini gösteriyor.

Nvidia'nın yapay zekâ çiplerini finansal teminat olarak daha kullanılabilir hale getirme arayışı bile aslında bu yeni dünyanın ne kadar sermaye yoğun olduğunu anlatıyor.

Bankaların ise bu çiplerin beş veya on yıl sonra ne kadar değerli olacağını hesaplaması gerekiyor.

Teknolojinin çok hızlı ilerlediği bir sektörde hiç kolay bir hesap değil.

KAZANAN YAPAY ZEKÂ OLUP YATIRIMCI OLMAYABİLİR

Bana göre yapay zekâ tartışmasının en ilginç ihtimali burada.

Önümüzdeki on yıl sonunda yapay zekânın gerçekten dünyayı değiştirdiğini görebiliriz.

Bugün tahmin ettiğimizden çok daha fazla işi otomatikleştirmiş olabilir.

Şirketlerin çalışma biçimini değiştirmiş, üretkenliği artırmış ve yepyeni sektörler yaratmış olabilir.

Aynı anda bugünkü AI yatırım dalgasında milyarlarca doların yanlış yerlere harcandığını da görebiliriz.

Bu iki sonuç birbiriyle çelişmez.

Teknoloji kazanırken bazı yatırımcılar kaybedebilir.

İnternet kazandı.

Dot-com şirketlerinin büyük bölümü kazanamadı.

Demiryolları kazandı.

Her demiryolu yatırımcısı kazanamadı.

Yapay zekâ için de tarihin aynı dersi yeniden vermesi mümkün.

4,2 TRİLYON DOLARLIK SORU

Bu yüzden önümüzdeki dönemde yeni bir yapay zekâ modeli çıktığında yalnızca kaç parametreye sahip olduğuna veya hangi testte rakibini geçtiğine bakmayacağım.

Daha basit birkaç soru soracağım.

Kim kullanıyor?

Ne kadar ödüyor?

Kullanan şirket gerçekten daha fazla para kazanıyor mu?

Yapay zekâ sayesinde ortaya çıkan ekonomik değer, onu çalıştırmak için kurulan dev altyapının maliyetinden büyük mü?

Çünkü teknoloji dünyası bize bugün olağanüstü bir gelecek vaat ediyor.

Fakat ekonomi sonunda vaatlerle değil, nakit akışıyla çalışıyor.

Yapay zekânın dünyayı değiştirip değiştirmeyeceğini görmek için belki on yıllar beklememize gerek kalmayacak.

Ama bugünkü yatırım çılgınlığının iyi bir yatırım olup olmadığını anlayabilmek için önümüzde duran rakam şimdiden belli:

4,2 trilyon dolar.

Yapay zekânın gerçek sınavı biraz da bu faturayı kimin ödeyeceği ve karşılığında ne kazanacağı olacak.