Bank of America Baş Yatırım Stratejisti Michael Hartnett, yapay zekâ yatırımlarındaki hızlı artışın "Muhteşem 7" olarak bilinen ABD'li teknoloji devlerinin finansal yapısını değiştirdiğini belirtti. Hartnett'e göre yüksek nakit rezervleriyle öne çıkan şirketler artık yılda 1 trilyon doları aşan AI yatırımları nedeniyle tahvil piyasasındaki faiz hareketlerine daha bağımlı hale geliyor.
Apple, Amazon, Alphabet, Meta, Microsoft, Nvidia ve Tesla'dan oluşan "Muhteşem 7", yapay zekâ yatırımlarının hızlandığı dönemde ABD hisse senedi piyasasının başlıca taşıyıcıları arasında yer aldı.
Gruba "Magnificent 7" adını 2023 yılında veren Bank of America Baş Yatırım Stratejisti Michael Hartnett ise şirketleri geçmişte cazip hale getiren finansal özelliklerin artık önemli bir kırılganlığa dönüşebileceğini düşünüyor.
NAKİT GÜCÜ YERİNİ YÜKSEK HARCAMALARA BIRAKTI
Hartnett'e göre yatırımcıların geçmişte büyük teknoloji şirketlerine yönelmesinin temel nedenlerinden biri, bu şirketlerin yüksek miktarda nakit üretmesine karşılık harcamalarının görece sınırlı olmasıydı.
Ancak yapay zekâ yarışı bu tabloyu değiştirdi. Goldman Sachs hesaplamalarına göre küresel AI yatırımlarının 2026 yılında 1 trilyon doları aşması bekleniyor.
JPMorgan Chase CEO'su Jamie Dimon da büyük teknoloji şirketlerinin yapay zekâ harcamalarının gelecek yıl 1 trilyon dolar seviyesine ulaşabileceğini öngörüyor.
HARTNETT: YILLIK AI HARCAMASI 1 TRİLYON DOLARI AŞIYOR
Hartnett, büyük teknoloji şirketlerinin yıllık yapay zekâ sermaye harcamalarının 1 trilyon doların üzerine çıktığını ve toplam nakit akışlarının yaklaşık 200 milyar dolar negatife döndüğünü belirtti.
Şirketlerin nakit rezervlerini kullanmasının ardından kurumsal kredi piyasalarından daha fazla borçlanmaya başlaması, teknoloji sektörünün tahvil faizlerine karşı hassasiyetini artırıyor.
Hartnett'e göre bu durum, "Muhteşem 7" şirketlerinin performansını geçmişte yatırımcıların kaçındığı tahvil piyasasındaki hareketlere giderek daha fazla bağlı hale getiriyor.
UZUN VADELİ TAHVİL FAİZLERİ YÜKSEK SEVİYELERDE
ABD tahvil piyasasında uzun vadeli faizlerin yükselmesi ekonominin genelinde borçlanma maliyetlerini artırıyor.
10 yıllık ABD Hazine tahvili getirileri yaklaşık 20 yılın en yüksek seviyelerine yakın seyrederken, 30 yıllık tahvil getirisi yüzde 5,5'in üzerine çıkarak 2002'den bu yana görülmeyen seviyelere ulaştı.
Hartnett, tahvil faizlerinin ve kredi risk primlerinin daha fazla yükselmesi halinde teknoloji şirketlerinin yapay zekâ yatırımlarını mevcut hızda sürdürmesinin zorlaşabileceğini belirtti.
TAHVİL PİYASASI AI YATIRIMLARI İÇİN KRİTİK HALE GELDİ
Hartnett'e göre yükselen tahvil faizleri yalnızca teknoloji şirketlerinin finansman maliyetlerini artırmakla kalmıyor, aynı zamanda hisse senedi piyasası üzerinden oluşan servet etkisini de tehdit ediyor.
Hartnett, ABD'nin yapay zekâ alanında Çin karşısındaki rekabetinin de tahvil piyasasındaki düzensiz hareketlerin önlenmesini önemli hale getirdiğini savundu.
Bu nedenle finans piyasaları açısından temel riskin tahvil faizlerindeki yükseliş olduğunu belirten Hartnett, yapay zekâya yönelik toplumsal ve siyasi tepkinin ise farklı bir risk oluşturabileceğini ifade etti.
5 YÜZDE TEK BAŞINA KRİTİK EŞİK DEĞİL
Hartnett, tahvil getirilerinde yüzde 5 seviyesinin yatırımcıların yakından izlediği psikolojik bir eşik olduğunu ancak bunun otomatik olarak politika müdahalesi anlamına gelmediğini belirtti.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent'in son dönemde gündeme gelen tahvil geri alım programı da Wall Street'te tahvil piyasasındaki oynaklığa karşı kamu otoritelerinin hangi koşullarda müdahale edebileceğine ilişkin tartışmaları artırdı.
Hartnett'e göre yükselen faizlerin teknoloji şirketlerinin AI yatırımlarını finanse etmesini zorlaştırması ve hisse senedi piyasalarındaki güçlü servet etkisini zayıflatması, tahvil piyasasını yapay zekâ yatırım döngüsünün temel değişkenlerinden biri haline getiriyor.
Kaynak: Fortune, Bank of America, Goldman Sachs, JPMorgan Chase
