ABD doları, güçlü ABD ekonomisi ve yükselen tahvil faizlerinin desteğiyle eylül ayında euro karşısında yaklaşık yüzde 2,5 değer kazandı. Dolar, böylece euro karşısında son 14 ayın en güçlü aylık yükselişine yönelirken euro 1,1312 dolarla Mayıs 2025'ten bu yana en düşük seviyesini gördü.
Euro/dolar paritesi Asya işlemlerinde 1,1339 civarında seyrederken ABD para biriminin yükselişinde ABD ile Avrupa arasındaki ekonomik görünüm ve faiz farkı öne çıktı.
ABD faizlerindeki yükseliş doları destekledi
ABD'de tahvil faizlerinin son haftalarda hızla yükselmesi dolara olan talebi destekledi. Gösterge niteliğindeki 10 yıllık ABD Hazine tahvili getirileri yüzde 5'in üzerine çıkarken uzun vadeli tahvil faizleri de uzun yılların en yüksek seviyelerine ulaştı.
ABD ekonomisinin güçlü seyretmesi ve enflasyona ilişkin risklerin devam etmesi, ABD Merkez Bankası'nın para politikasına yönelik beklentilerin yeniden fiyatlanmasına neden oldu.
New York Fed Başkanı John Williams'ın yeni faiz artışları konusunda acele edilmesine gerek olmadığı yönündeki açıklamaları ise piyasalardaki faiz artışı beklentilerini bir miktar azalttı.
Euro enerji ve siyasi risklerin baskısı altında
Euro tarafında ise Avrupa'daki enerji maliyetleri ve siyasi belirsizlikler baskı oluşturuyor. Avrupa doğal gaz fiyatları son dönemde megavatsaat başına 80 euronun üzerine çıkarak 2022'den bu yana görülen en yüksek seviyelere ulaştı.
Fransa'daki siyasi belirsizlik ve ülkenin borç görünümüne ilişkin endişeler de euro üzerindeki baskıyı artırdı. Fransız ve Alman devlet tahvillerinin getirileri arasındaki farkın açılması yatırımcıların Avrupa'ya ilişkin risk algısını yansıtan göstergeler arasında yer aldı.
Dolar diğer para birimleri karşısında da yükseldi
Doların yükselişi yalnızca euro ile sınırlı kalmadı. Avustralya doları 0,70 ABD dolarının altına inerken İsviçre frangı dolar karşısında yaklaşık 16 ayın en düşük seviyelerine geriledi. İngiliz sterlini de üç ayın en düşük seviyelerine yakın işlem gördü.
Döviz piyasalarının yönü açısından ABD'de açıklanacak kişisel tüketim harcamaları fiyat endeksi ve istihdam verileri izlenecek. Veriler, ABD Merkez Bankası'nın önümüzdeki dönemde faiz politikasına ilişkin beklentilerin şekillenmesinde etkili olacak.
