ABD’de yapay zekâ altyapısına yönelik yatırımların 2025-2032 döneminde 10,3 trilyon dolara ulaşabileceği hesaplanıyor. Brookings Institution için hazırlanan yeni çalışmaya göre AI yatırımlarının yıllık büyüklüğü ortalama olarak ABD ekonomisinin yüzde 3,63’üne karşılık gelecek. Araştırma, yatırım yarışının finansmanının teknoloji devlerinin bilançolarından daha karmaşık kredi ve yatırım yapılarına kaymasının yeni finansal riskler yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Yapay zekâ yarışı yalnızca daha gelişmiş modeller üretme rekabeti olmaktan çıkıyor. Veri merkezleri, enerji altyapısı, yüksek hızlı ağlar ve yapay zekâ çipleri için gereken yatırım miktarı, ABD tarihinin en büyük altyapı hamleleriyle karşılaştırılabilecek seviyelere ulaşıyor.
Columbia Business School Profesörü Stijn Van Nieuwerburgh tarafından Brookings Papers on Economic Activity konferansı için hazırlanan çalışmaya göre, yapay zekâ altyapısına yapılacak toplam yatırımın 2025 ile 2032 yılları arasında 10,3 trilyon dolara ulaşması bekleniyor.
Bu tutar sekiz yıllık dönemde yıllık ortalama ABD gayrisafi yurt içi hasılasının yüzde 3,63’üne karşılık geliyor.
Elektrik ve demiryolu yatırımlarını aşabilir
Çalışmaya göre yapay zekâ için kurulacak altyapının ekonomik büyüklüğü, ABD tarihinde demiryolları, elektrik şebekeleri, eyaletler arası otoyollar ve telekomünikasyon altyapısının kurulması sırasında görülen yatırım dalgalarından daha büyük olabilir.
Yatırımın önemli bölümünü yeni veri merkezi binaları, elektrik üretimi ve şebeke altyapısı, ağ sistemleri, yüksek performanslı sunucular ve yapay zekâ modellerinin eğitilmesinde kullanılan özel çipler oluşturacak.
Araştırma, yapay zekâ yatırımlarının tek bir teknoloji sektörünün büyümesinden çıkarak enerji, inşaat, finans, yarı iletken ve gayrimenkul sektörlerini aynı anda etkileyen dev bir sermaye harcama döngüsüne dönüştüğünü ortaya koyuyor.
Big Tech’in kasası artık tek başına yetmiyor
Yapay zekâ yatırımlarının ilk aşamasında Amazon, Meta ve Google’ın sahibi Alphabet gibi büyük teknoloji şirketleri veri merkezi ve bilişim yatırımlarını büyük ölçüde kendi nakit kaynaklarından finanse ediyordu.
Ancak yatırım ihtiyacının trilyonlarca dolara ulaşmasıyla finansman modeli değişmeye başladı.
Brookings çalışmasına göre yapay zekâ altyapısının finansmanında ortak girişimler, özel kredi fonları, menkul kıymetleştirme işlemleri, özel amaçlı şirketler, uzun vadeli kira taahhütleri ve kredi garantileri giderek daha fazla kullanılıyor.
Böylece AI yatırım riskinin bir bölümü büyük teknoloji şirketlerinin doğrudan bilançolarından çıkarak bankalara, özel kredi fonlarına, altyapı yatırımcılarına ve farklı finansal yapılara dağılıyor.
Riskler bilanço dışına taşınıyor
Araştırmanın dikkat çektiği temel konulardan biri, finansman yapısının giderek daha karmaşık hale gelmesi.
Çalışmaya göre bilanço dışı finansman araçlarının büyümesi, yapay zekâ yatırımlarına bağlı kredi risklerinin finans sisteminin hangi bölümlerinde biriktiğinin görülmesini zorlaştırabilir.
Bu yapıların geri ödeme kapasitesi büyük ölçüde yapay zekâ şirketlerinin gelecekte oluşturacağı nakit akışlarına ve veri merkezlerinin değerine bağlı olacak.
Ancak bu gelirlerin seviyesi; yapay zekâ talebinin gelişimi, teknolojinin hızlı değişmesi, veri merkezlerinin zamanında elektriğe erişebilmesi, çip ve donanım tedariki ile büyük veri merkezi müşterilerinin finansal gücü gibi birçok değişkene bağlı bulunuyor.
AI talebi beklentileri karşılamazsa ne olacak?
Yapay zekâ altyapısının büyük bölümü, önümüzdeki yıllarda AI kullanımının hızlı büyümeye devam edeceği varsayımı üzerine kuruluyor.
Ancak beklenen gelir artışının gerçekleşmemesi durumunda, yüksek maliyetlerle kurulan veri merkezlerinin değerleri ve bu yatırımların arkasındaki kredi yapıları baskı altında kalabilir.
Özellikle yüksek borçla finanse edilen veri merkezi projelerinde kapasitenin beklenen hızda doldurulamaması, finansman maliyetlerinin yükselmesi veya teknoloji değişiminin mevcut donanımı hızlı biçimde eski hale getirmesi yatırımcılar açısından önemli riskler oluşturuyor.
Çalışma doğrudan bir finansal kriz uyarısı yapmıyor
Araştırma, yapay zekâ altyapısının bugün itibarıyla geçmişteki büyük kredi balonlarına benzer sistemik bir tehdit oluşturduğu sonucuna varmıyor.
Van Nieuwerburgh, mevcut aşamada yapay zekâ altyapısının önceki kredi patlamalarıyla karşılaştırılabilecek bir sistemik risk oluşturduğunu söylemek için erken olduğunu belirtiyor.
Buna karşılık bilanço dışındaki karmaşık finansman yapılarının, ekonomik koşulların bozulması halinde farklı kuruluşların aynı riske ne ölçüde maruz kaldığının görülmesini zorlaştırabileceğine dikkat çekiliyor.
Şeffaflık çağrısı
Çalışmaya göre bu aşamada politika yapıcılar açısından en önemli başlıklardan biri yapay zekâ yatırımlarının nasıl finanse edildiğini daha ayrıntılı takip etmek.
Araştırma, AI altyapısı finansmanının henüz şekillenmekte olduğu dönemde veri toplama ve şeffaflığın artırılmasının ileride oluşabilecek risklerin daha erken tespit edilmesini sağlayabileceğini belirtiyor.
Yapay zekâ yatırım dalgası devam ederken Meta, Amazon, Microsoft, Alphabet ve diğer teknoloji şirketleri veri merkezi kapasitelerini artırmak için yüz milyarlarca dolarlık sermaye harcaması planlıyor.
Brookings’in 10,3 trilyon dolarlık tahmini ise yapay zekâ yarışının teknoloji sektörünün sınırlarını çoktan aşarak ABD ekonomisinin en büyük sermaye yatırım döngülerinden birine dönüşebileceğini gösteriyor.
