Dünyanın önde gelen yatırım bankalarından Goldman Sachs, merkez bankalarının ağustos ayında 79 ton altın satın aldığını tahmin etti. 2022 öncesindeki aylık ortalamanın yaklaşık 4,6 katına ulaşan alımlarda Çin ilk sırada yer aldı.
Küresel altın piyasasında merkez bankalarının alımları hız kesmedi. ABD'li yatırım bankası Goldman Sachs'ın 19 Ekim'de paylaşılan araştırmasına göre, dünya genelindeki merkez bankaları Ağustos 2026'da tahminen 79 ton altın alımı gerçekleştirdi.
Bu miktar, bankanın temmuz ayı için hesapladığı 44 tonluk alımın 35 ton üzerinde gerçekleşti. Böylece merkez bankalarının tahmini altın alımları bir ayda yaklaşık yüzde 80 arttı.
2022 ÖNCESİNE GÖRE 4,6 KATLIK ALIM
Goldman Sachs'ın hesaplamaları, merkez bankalarının altına yönelik talebinin tarihsel ortalamaların çok üzerinde seyrettiğini ortaya koydu.
2022 öncesinde merkez bankalarının aylık ortalama altın alımları 17 ton düzeyindeydi. Ağustos 2026 için hesaplanan 79 tonluk miktar, bu ortalamanın yaklaşık 4,6 katına ulaştı.
Banka, merkez bankalarının altın talebini kısa süreli bir piyasa hareketinden ziyade uzun vadeli ve yapısal bir eğilim olarak değerlendiriyor.
EN BÜYÜK ALICI ÇİN OLDU
Ağustos ayında en fazla altın aldığı belirlenebilen merkez bankası Çin Halk Bankası (PBOC) oldu.
Goldman Sachs, Çin'in ağustos ayında yaklaşık 25 ton altın satın aldığını tahmin etti.
Ancak Çin'in resmi verileri ile Goldman Sachs'ın hesaplamaları arasında fark bulunuyor. Çin Halk Bankası'nın bildirdiği artış yaklaşık 20 ton olurken, yatırım bankasının tahmini bunun 5 ton üzerinde gerçekleşti.
Çin, ağustos ayında resmi verilere göre üst üste 22'nci kez altın rezervlerini artırdı.
DÜNYA ALTIN KONSEYİ'NİN VERİLERİ FARKLI
Dünya Altın Konseyi'nin (WGC) 6 Ekim'de yayımladığı verilere göre, merkez bankalarının ağustos ayında bildirilen net altın alımları 39 ton olarak gerçekleşti.
Goldman Sachs'ın 79 tonluk tahmini ile WGC'nin 39 tonluk verisi arasındaki fark, kullanılan hesaplama yöntemlerinden kaynaklanıyor.
Dünya Altın Konseyi, merkez bankalarının ve uluslararası kuruluşların açıkladığı net rezerv değişimlerini esas alırken Goldman Sachs, ticaret ve altın akışlarına ilişkin verileri de kullanarak henüz resmi kayıtlara yansımayan alımları tahmin ediyor.
Bu nedenle Goldman Sachs'ın hesaplamaları resmi olarak bildirilen rakamların üzerine çıkabiliyor. Bankanın tahminleri yeni veriler doğrultusunda değişebiliyor.
TÜRKİYE AĞUSTOSTA 3 TON ALTIN ALDI
Dünya Altın Konseyi'nin verileri, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın (TCMB) ağustos ayında altın rezervlerine net 3 ton eklediğini gösterdi.
Böylece Türkiye, art arda üç ay süren net satışların ardından ağustos ayında yeniden net alıcı konumuna geçti.
Bununla birlikte Türkiye'nin 2026 yılının ilk sekiz ayındaki toplam net altın işlemleri 82 tonluk satışa işaret etti.
MERKEZ BANKALARI NEDEN ALTIN ALIYOR?
Goldman Sachs'a göre artan altın alımlarının arkasında merkez bankalarının rezervlerini çeşitlendirme ve ABD dolarına bağımlılıklarını azaltma hedefi bulunuyor.
Özellikle gelişmekte olan ülkelerin merkez bankaları, döviz rezervlerini farklı varlıklara dağıtarak jeopolitik ve finansal risklere karşı korunmayı amaçlıyor.
Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin ardından Batılı ülkelerin Rus merkez bankası varlıklarını dondurması, rezerv varlıklarının güvenliği konusundaki tartışmaları da artırmıştı.
Bu süreçte altın, başka bir ülkenin para birimine veya yükümlülüğüne bağlı olmaması nedeniyle rezerv çeşitlendirmesinde daha fazla önem kazandı.
GOLDMAN SACHS: ALTIN FİYATLARINA DESTEK SAĞLIYOR
Goldman Sachs, merkez bankalarının devam eden alımlarının altın fiyatları açısından yapısal bir destek oluşturduğu görüşünü koruyor.
Merkez bankalarının rezerv yönetimi amacıyla gerçekleştirdiği alımların, kısa vadeli yatırımcı işlemlerine kıyasla fiyat değişimlerine daha az duyarlı olması bu değerlendirmede etkili oluyor.
Banka, resmi sektörün sürekli talebinin yatırım fonları ve spekülatif işlemlerden kaynaklanan satışların fiyatlar üzerindeki etkisini sınırlayabilecek unsurlardan biri olduğunu belirtiyor.
Goldman Sachs'ın daha önce yayımladığı araştırmada da merkez bankalarının rezerv çeşitlendirme eğiliminin birkaç yıl boyunca devam edebileceği öngörülmüştü.
